|
|
Vişneli Kek ~ 2
| Yemek
|
|
|
| 30.08.2010 |
|
|
|
|
Bilmem ki anımsar mısınız? Anımsamazsanız da buraya tıklarsınız; geçtiğimiz Şubat ayında Cenk’in vişneli kek tarifini denemiştim. Ancak mevsim, taze vişne kullanmaya müsait değildi ve ben de dondurulmuş vişneleri süzmeden kullandığım için tam kıvamında bir sonuç elde edememiştim. O zamanlardan niyetlenmiştim vişne mevsiminde tazesiyle bu keki denemeye. Aradan aylar geçti, içime Ege yerleşti, bulantılar başladı. Yaşam durur mu? Çarşı pazarda vişnenin mevsimi hanidiyse geçecek! “Aman” dedim... Devamı..
|
|
|
|
|
|
Bin Yıllık Yolculuğun Yolcuları
| Yazı
|
|
|
| 30.08.2010 |
|
|
|
|
‘Dünya vatandaşı’ deriz biz onlara ya, ne çok isimle anılırlar oysa… Mutruf, Kareçi, Gurbet, Dom, Lom, Gitano, Gypsy, Zingarelle, Romen, Çingen…
Yola nereden başladıkları tam bilinmez.
Hindistan, Pakistan dolaylarından, İsa’dan sonra ilk bininci yılda koptukları da söylenir; eski Mısır halklarından olduklarına inananlar da vardır.
Devamı..
|
|
|
|
|
Bizim Ege′den Hepinize Merhaba
| Gezi
|
|
|
| 21.08.2010 |
|
|
|
|
Yazmanın vakti mi geldi acaba? Herhalde geldi…
Hanidir, bir yandan sıcağı boğan nemin verdiği bunaltıyla bir yandan da aniden gelen kalıcı misafirimizin getirdiği geçici bulantıyla mücadele halindeydim. Hangi kulüpten olduğu kesinleşmeden yazmayı düşünmüyordum, ama arada yorumlarda lafı geçti; bahsetmek şart oldu.
Bu satırların yazarı, her şey yolunda giderse 2011’in şubat ayında anne olacak. Bu duyguyu bana yaşatanlara, yani Feridun’a ve Ege’ye şimdiden teşekkür ederim... Devamı..
|
|
|
|
|
|
Atlas Gibi
| Yazı
|
|
|
| 01.06.2010 |
|
|
|
|
Atlas gibiyim… Evimde, rahat rahat oturduğum koltuğumda, Zeus’un lanetine ‘mazhar olmuş’ Atlas gibiyim… Dünya mı ağırlaştı, ben mi zayıfladım? Güç geliyor taşıması. Bu yükle nasıl soluklanır ki can?
Hadi canım… Düpedüz şımarıklık bu benimkisi. Ateş hattında, yük altında, insanlığın unutulduğu topraklarda insan olduğunu anlayamadan nefes alan milyonlar var. Ezilen, yok sayılan, yok edilen, budanan insanlar.
Devamı..
|
|
|
|
|
Deniz Börülcesi
| Yemek
|
|
|
| 17.05.2010 |
|
|
|
|
Yaklaşık on iki gün önce, Erenköy’ün Perşembe pazarına gidip, deniz börülcesi aldığımı söylemiştim. Sadece deniz börülcesi mi? Taze çalı fasulye, iç bakla, enginar, bu bahar yediğim en taze semizotları, sakız kabakları, taze sarımsaklar… Ertesi akşam cicim Pınar, eşi Ertuğrul ve kızları Duru, bize yemeğe gelmişlerdi. Çeşitli zeytinyağlı yemeklerin yanında hepimizin çok sevdiği bu deniz börülcesi, soframızın merkezindeydi. Devamı..
|
|
|
|
|
|
Arda Kalan
| Yazı
|
|
|
| 15.05.2010 |
|
|
|
|
Sabah uyanıp, pencereyi açtım. Denizin kokusu ve serçelerin sesi doldu odama. Pencereyi dün açtığımda aynıydı durum. Deniz kokusu ve sesler. Oysa deniz aynı deniz değil hiçbir gün. Damlalar sürekli yer değiştiriyor. Gökyüzünün katmanlarına karışıyor su, sonra başka başka iniyor yer yüzüne. Bu sabah duyduğum kuş sesi ile dünkü aynı gibi, fakat belki de dün öten serçelerden biri bugün bir kuytuda ölü, çürümekte. O yok, ses var. Her şey her sabah aynı gibi, ama... Devamı..
|
|
|
|
|
Selçuk, Efes, Şirince
| Gezi
|
|
|
| 29.04.2010 |
|
|
|
|
Sabah kahvaltısında bizi bir sürpriz beklediğinden söz etmiştim en son, değil mi? Bizim gibi gezmeyi ve de iyi şeyler yemeyi seven insanlar için geziler bazen kâbusa dönüşebiliyor. Fakat ummadık anda karşılaşılan lezzetler de tüm olumsuzlukları unutturabiliyor.
Kahvaltıda otelin büfesinde gördüğümüz, fırından yeni çıkmış, buram buram tereyağı kokan mini kruvasanları görünce hanidiyse eski bir dostu görmüş kadar sevindik! Kokusu öylesine davetkârdı ki... Devamı..
|
|
|
|
|
|
Kapadokya
| Gezi
|
|
|
| 05.03.2010 |
|
|
|
|
Uzun süredir yazmayı isteyip, ertelediğim bir geziden bahsetmenin vaktidir artık. Geçtiğimiz sene, 23-26 Kasım 2009’da gerçekleştirdiğimiz üç günlük Kapadokya gezisi…
Böylesi turist çeken bir yöreyi ziyaret etmek için bayram üstünün sakin günlerinden daha iyi bir zaman olamazdı! Devamı..
|
|
|