yazı
gezi
şehrim İstanbul
yemek
bizim Ege
Bizim Foça
12-08-2014
 
gezi
 - kıyı bucak

Gezi yazılarının en güç yanı, "bu yazıyı şimdi yazıyorum, ama bir zaman sonra okuyanlar için gerçekten faydalı olabilecek mi?" kaygısı bana göre... Beklenen "iyi olanın gün be gün daha iyiye" gitmesidir; ancak ne yazık ki ülkemizde çoğu kez bunun tam aksi yaşanır. İki yıl önce yazdığım bu yazı, güvendiğimi belirttiğim işletmeler konusunda henüz beni yanıltmadı. Ancak Eski Foça, artık eski Eski Foça olmaktan git gide uzaklaşıyor. Bu yazıdaki övgüyü okuyup da yola çıkacaklar için bir güncellemeyi görev biliyorum. Lütfen bu yazıyı okuduktan sonra bir de şu yazımı okuyunuz. "Dememiştin" denmesin... (24 Nisan 2016)

***

Sağır Sultan da duydu. Beş senedir her fırsatta Eski Foça’da alıyoruz soluğu. Bilmeyen kalmadı. Başlarda “A-aa yine mi Foça’dasınız?” diyorlardı. Sonra alıştılar. Şimdi başka bir yere gitmekten söz etsek “A-aa Foça’ya gitmiyor musunuz?” diyorlar.

 

Buna karşın, geçen seneye dek blogda yorumlarda ya da özel e-posta ile Foça’ya ilişkin soru sorana rastlamıyordum. İlk kez geçen sene bir iki kişi birkaç soru sordu. Bu sene ise hem yakın çevremizden hem de hiç tanımadığım epeyce sayıda insandan “Eski Foça’ya gideceğiz, neler yapmak gerekir?” diyen ve detay soran e-postalar almaya başladım. Küçük bir “yap-yapma” rehberi hazırlamak aklımdaydı. En son geçtiğimiz hafta bir e-posta daha alınca, daha fazla geciktirmemem gerektiğini anladım. Sözüm ona geçtiğimiz Pazar yayımlanacaktı yazı, ancak seçim telaşesinde kaynadı.

Aşağıdaki yazı, bizim beş sene boyunca, kendi beğeni ve yaşam tarzımıza göre edindiğimiz deneyimlerin yansımasıdır. Bir yöreden ya da mekandan beklentiler, kişiye göre değişir. Karafakiden’in okuruysanız, yaşam tarzımı, beğenilerimi, bakış açımı az çok biliyorsunuz demektir. Yolunuz ilk kez buraya düşmüşse ve bu Foça rehberine ihtiyaç duyacaksanız baştan söyleyeyim, bu rehberde temel kriter bir işletmenin verdiği huzur, konuğuna saygısı ve güler yüzüdür…

Konaklama:

En temel sorundan başlamalı işe… Konaklama, ülke genelinde olduğu gibi Eski Foça’da da sorun. Özellikle bölgenin bir balıkçı beldesi olduğu ve çoğu normal statüdeki otelin sahibinin toprak sahibi olduğu düşünülürse, turizm yönünden fazlaca kaygısı yoktur çoğu otel işletmesinin. Baştan bunu kabul etmek gerekir.

 

Küçük Deniz Sahili’nde, kıyıda azımsanmayacak sayıda normal statüde otel var aslında. Ancak genel olarak rasyonel bir turizm politikaları yoktur. Örneğin Şubat-Mart ayında arayıp, yaz için fiyat isteseniz ve erkenden paranızı göndereceğinizi söyleseniz bile size fiyat veremezler. “Hele bir yaz gelsin de…” anlayışı hakimdir. Bize “o gün geldiğinizde görüşürüz fiyatı” diyen de oldu “bizim otelimizde dört günden fazla kalamazsınız” diyen de… Radikal çıkışlar olabiliyor yani.

 

Bunların dışında kalan orta karar otel ve pansiyonlar var elbet. En çok kaldığımız otelden başlayabilirim söze. Adı Hotel Grand Ampora’dır. Tipik bir şehir oteli stilinde, lüks içermeyen, “yok yok” diyeceğimiz türde olmayan, ancak güvenli, temizce, sakin, çalışanları güler yüzlü bir oteldir. Dört senedir, resepsiyon görevlisi hariç tüm diğer çalışanlar hiç değişmedi örneğin. Bu bizim için önemli bir kriter. Bir mekanda çalışan insanların niteliği kadar devamlılığı da önemli ki bir sonraki gidişinizde kendinizi rahat hissedebilesiniz. Son iki senedir resepsiyon konusunda da istikrar sağlandı. Otelin sahibi Halil bey kalender bir insandır. Eli otelinin üstündedir, bir sorun yaşarsanız mutlaka çözer. En önemli yardımcısı da Mehmet beydir. Halil beyin geçtiğimiz yıl işletmesini devraldığı, Büyük Deniz’deki Liberty Apart Otel ile Amphora arasında koşturur durur Mehmet bey ve o da çok yardımseverdir.

Otelde sistem oda-kahvaltıdır. Kahvaltı için hayal kurulmamalı; oldukça sıradan, ancak porsiyonu kısıtlı olmayan bir kahvaltısı vardır otelin. Arka bahçesinde bir de havuz vardır. Bana göre oldukça gereksiz. Her gidişimde içimden derim; keşke şu havuzu iptal etseler de onun yerine arka bahçeyi genişletseler, yeşillendirseler, masalar çoğalsa, küçük bir kafe ortamı oluşsa diye. Ama havuz sevenler için bir tercih nedeni olabilir. Peşin peşin söyleyeyim, beş altı kulaçlık mesafesi olan bir havuzdur; büyük hayaller kurulmamalı. Özetle ortalama konfor vaat eden Hotel Grand Amphora, konforundan çok daha fazla güleryüz ve sakin ortam sunar. Fiyatı da şartlarına oranla makuldür. Merkeze çok yakın olması ise bir diğer avantajı. Bana göre en güzel yanı da otelden çıkıp hemen sağa ve tekrar sağa döndüğünüzde, girdiğiniz kısa sokak Küçük Deniz’e ve tam da Nazmi Usta’nın dondurma dükkanına çıkar.

İç yapısını görebildiğimiz bir diğer konaklama işletmesi İyon Pansiyon’dur. Burada konaklamak için birkaç kez niyet ettik. Hatta bir seferinde ödememizi yapıp, gününde odamıza da yerleştik. Ancak işimiz gereği konaklayacağımız yerde en büyük ihtiyacımız olan internet, ne yazık ki bize verilen odada çekmiyordu. “Tüh yazın çekiyordu oysa” gibi Ege rahatlığında bir yanıt vermişti bize sevgili Umut. Çözmeye de niyeti olmayınca, biz de çaresiz para iademizi alıp, apar topar Amphora’ya geçmiştik. İyon Pansiyon yine Küçük Deniz’de, bahçesi, konumu hoş bir pansiyon. Kimler için uygun derseniz, kalamadığımız ancak gördüğüm odaya göre şöyle diyebilirim: Sırt çantasını alıp, tatile çıkan, hiç konfor aramayan, çadır turizmini de seven gençlere, genç çiftlere hitap ediyor burası bana göre… Eğer o tarz konaklamadan hoşlananlardansanız, İyon Pansiyon dış görünüşü, bahçesi ve konumuyla gayet tatmin edici gelebilir.

 

Odalarını gördüğümüz bir diğer pansiyon da yine Küçük Deniz’deki Sempatik Güneş’tir. Dar merdivenlerle çıkılır üst katına, ancak odaları rahat görünümlü. Bir kusuru varsa o da kahvaltı edilen ortak kapalı alanda sigara içilmesine müsaade ediliyor oluşu. Bizim için olumsuz bir özellik bu ama sigarayla sorununuz yoksa, bu pansiyonun da konumu iyidir.

Normal statüde birkaç otel daha var, ancak bunların hiçbirinde kalmadık/kalamadık. Dediğim gibi ya fiyat veremediler ya kalış süremizi beğenmediler vs… Yine de internette rastlayıp, gözünüze iyi görünen bir tanesine denk gelirseniz, şansınızı deneyin elbet.

 

Butik oteller faslına gelirsek…

 

Eski Foça’da benim bildiğim biri yeni açılmış olmak üzere beş butik otel var. Bunlar Lavinya, Lola, Bülbül Yuvası, Focantique ve yeni açılmış olan Karacam…

 

Foça’ya ilk gittiğimiz sene üç kez Focantique’de konaklamıştık. Burası Eski Foça’nın ilk butik oteli. Yeri çok güzeldir. Ancak işletmecileri oldukça kararsız. İkinci sene burada kalmak istediğimizde oteli açmayacaklarını öğrenmiştik. İşte Amphora’da ilk kalışımız o dönem olmuştu. Gerçi Foça’ya gittiğimizde oteli açtıklarını gördük, ancak kalabalık bir grup için geçici açılmışlardı. Sonraki iki sene ise kapalı kaldı. Bu sene açacağız dediler, Mart ayının ortasında rezervasyon yaptırdık, aynı gün uçak biletlerimizi aldık, ertesi gün para gönderecektik ki açmaktan vazgeçtiklerini öğrendik. Yapacak bir şey yok dedik; tabii bu arada Lavinya’da kalma şansımızı da kaçırmıştık. Ev tuttuk.  Sonra Temmuz’da gittiğimizde oteli yeniden açtıklarını gördük. Özetle açılıp açılmayacağı çok net olmayan bir işletmedir. Yeri çok güzeldir. “Ya tutarsa” deyip, rezervasyon yaptırabilirsiniz; ancak açık bulmak konusunda ben garanti veremem. Kısmet!

 

Aynı sırada Lola 38 Butik Otel vardır. Sanıyorum dört sene oluyor açılalı. Binası çok güzeldir. Eski Foça’da gördüğüm en güzel bahçeli otel de burası. Biz burada konaklamadık; çünkü fiyat sormaya uğradığımızda tek bir fiyat verip kestirip atmışlardı. Oda da göstermemişlerdi. Garipsemiştik, ancak sonradan öğrendiğimize göre Lola çocuklu misafir tercih etmiyormuş. Bizim yanımızdaki puset sanırım o tavrın nedeni olmuştu. Aslında çocuk kabul etmemek de bir işletme politikası. Konumu çok güzel bir butik otel, gerçekten kafa dinlemek isteyen çiftler ve balayı gezisinde olan yeni evliler için ideal bir ortam sunuyor diyebilirim. Bize uygun değil, ancak sakin ortamda kafa dinlemek isteyen butik otel sevenler için Lola’yı kesinlikle tavsiye edebilirim.

Çocuğumuz var, ama bir butik otelde kalmak istiyoruz derseniz; üç odalı bir işletme olan Lavinya’yı önerebiliyorum bu durumda. Çarşıya oldukça yakın, biraz iç sokaklardan birindedir Lavinya. Sahibi Aydın bey… Sevimli bir bey… Çocukları seviyor. Ortam küçük ve samimi… Burada çeşitli nedenlerle denk düşürüp kalamadık, ama vasıtamızla gidip kalan arkadaşlarımız memnun ayrıldılar. Geçtiğimiz sene Yağız’la Hayat bloğunun sahibi arkadaşım Fatoş, ailesiyle burada kalmıştı. Onun gözlemleriyle Lavinya hakkında bilgi almak için şu yazıyı okuyabilirsiniz.

 

Bir diğer butik otel de Bülbül Yuvası. Çok sevdiğim Sadık Usta’nın Fokai lokantasıyla yan yanalar. Otantik bir bina değil. Odalar da biraz Fatih Kıral’ın showroomlarını andırıyor, oldukça fazla eşyalı. Ancak sahibi Selma hanım yemek konusunda gustosu olan, meraklı, özenli bir hanım. Otelin yeri belki bir parça dezavantajlı gelebilir; çevresinde manzara çok iyi diyemem. Ancak butik otel arayışında olan gezgin için seçeneklerden biri de burası.

 

Son bahsini geçireceğim yer Karacam Otel. Tam Küçük Deniz’in çarşıya açıldığı, tur teknelerinin yer aldığı limanda, pergelin bastığı noktada bulunuyor. Bu sene açılmış. Yeni açılmanın etkisi midir bilemiyorum, ancak çalışan görevliler hem istekli hem güleryüzlü. 230-260 TL arası bir fiyat söylemişlerdi odaları için. Ancak konumu ve manzarasını düşünürsek normal bir fiyat diyebiliriz. Eylül 2014’te yeniden Foça’da olacağız bir hafta kadar. İçerisini gezip, odaları gördükten sonra yazının bu kısmını yeniden düzeltebilirim.

 

Bizim uzun zamandır tercihimiz, bir haftadan uzun kalacağımız zaman ev kiralamak oluyor. Yaz sezonundan önce Foça’da pek çok ev sezonluk kiraya veriliyor. Sezonluk kiralayanlar dışında günlük, haftalık, aylık kiralanabilecek çeşitli fiyatlarda ve özelliklerde çok sayıda ev var. Ev sahipleri de otel işletmecileri gibi yaz aylarına yakın zamanlarda fiyatlarını oldukça yüksek tutuyorlar, talebe göre fiyatlar şekilleniyor. Ortalamada 2-3 odalı evlerin sezonluk fiyatları 5000-6000 TL civarında seyrediyor. Tabii sezon kavramı evin sahibine göre Mayıs-Eylül arası olabileceği gibi yalnızca Haziran-Temmuz-Ağustos ayları da olabilir. Bu tür bir kiralamaya yöneldiğinizde internetteki emlak sitelerini deneyebilirsiniz. Hürriyet Emlak’ta seçenekler oluyor, ancak Sahibinden.com biraz daha uygun seçeneklerle dolu Foça bazında. Biz son kaldığımız evi o siteden bulduk. 1 + 1 ufak bir daireydi, yine de yeterli geldi. Tek sorun olan, Eski Foça’nın çok alışık olmadığımız bir noktasında, çarşıya bir parça uzak bir yerde oluşuydu. Yaz ortasında, sıcakta eve dönmek gerektiğinde genelde taksi tutmak zorunda kaldık. Arabasız seyahat edenlerdenseniz, Foça’nın her yerinde alışveriş yapabileceğiniz bir yer olmayacağını da göz önünde bulundurarak kiralayacağınız evin biraz daha merkezi konumda olmasına dikkat etmenizde yarar var derim.


Yeme-İçme:

 

Yemek konusu da yine pek çok yerde olduğu gibi Eski Foça’da da kısıtlı kaliteli seçenekler sunuyor. Hayır hayır, biz çok şey bekleyenlerden değiliz; ancak iyi malzemenin kolaylıkla bulunduğu yörelerde kötü yemek ya da gülümsemeyen yüzler pek kabul edilebilir değil. Hele ki tatildeyseniz!

Foça’da şöyle yöresel ot yemeklerine doyayım, o otundan da bu otundan da şu zeytinyağlıdan da yiyeyim diyebileceğiniz bir lokanta ne yazık ki yok. Ev yemekleri tarzında yemek yapan üç-dört lokanta var. Bunlardan bir tanesi internet arama motorlarında mutlaka karşınıza çıkacak olan Çarşı Lokantası. Yemekleri tazedir, yağlı olmakla birlikte lezzetlidir. Ancak fiyatlar vitrinde görünmez. Bir parça pahalı bulur yerlisi de… Her şey bir yana, beş senedir işletmecisinin yüzünün samimi bir şekilde güldüğünü görmedik. Bir ara tam karşısına bir ev yemekleri lokantası yeni açıldığında hafif havası kırılmış ve gülümser olmuştu. Ancak o lokanta, Çarşı’nın yemeklerine rakip olabilecek nitelikte çıkmayınca yine eski havasına dönmüş işletme. Bu sene Temmuz ayındaki 21 günlük Foça tatilimizde bir kez yemek yedik. 79 TL hesap ödedik. Ertesi gün saat 18:00 civarı yeniden yemek yemeğe gittik, bir masaya yerleştik. Bir çalışan gelip “burası rezerve, arka tarafa geçin” dedi. Biz de kalktık ve arka tarafa geçmek yerine başka bir yere gitmeye karar verdik. İşletme sahibi “orası rezerve” diye arkamızdan seslenmeye devam etti. Rezervasyonun mantığını ve şeklini anlatan birer bildirinin Turizm Bakanlığı’nca işletmelere gönderilmesi gerekiyor bence…

 

Ev yemeği yiyebileceğiniz bir diğer lokanta da Çarşı Lokantası’nın arkasındaki sokağın devamında yer alan Lezzet Lokantası. Sahibi ve aşçısı Murat, genç bir bey. Yemek yapmayı seviyor belli… Fiyatları makul. Lezzetleri ortalama. Şekerparesini kendisi yapacak kadar meraklı yemek işlerine. Bir otelde uzun süre konaklayacaksanız, ev yemeğini mutlaka özleyeceksiniz. Bu lokanta da bir alternatif olarak aklınızda bulunsun.

Çarşı merkezinde gözünüze bir kebap lokantası çarpacak; ilk açıldığında adı Gözde idi, bir süredir “En Gözde” olarak değişti adı. Adıyla birlikte yiyecek kalitesi de hizmet kalitesi de olumsuz yönde değişti. Öğlen on ikide gittiğinizde yemek bulamayabilirsiniz. Oturup menüden bir şeyler seçene kadar da kimse haber vermeyebilir yemek olmadığını. Siparişiniz geç, yağlı ya da aksine kuru gelebilir. Ama iyi de gelebilir. Şansa kalmış bir yemek serüveni yaşayabilirsiniz. Canınız çorba isterse tamam, ama diğer yiyecekler için beklentinizi düşük tutun.

Çarşının eski lokantalarından biri de Nazilli Emek Pide Salonu’dur. Buradaki ürün kalitesi beş senedir değişmedi. Pideler sıcak ve kıvamında servis edilir. Lahmacun da vardır. Onun dışında kiremitte köfte de iyi bir seçim olabilir. Koyun eti karıştırabiliyorlar köfteye, aklınızda olsun. Foça Ayranı içebileceğiniz sayılı yerlerden biriydi burası, ancak bu sene orada da göremedik. “Artık üretilmiyor Foça Ayranı” dediler, onların yalancısıyım.

 

Küçük Deniz Sahili’nde gezerken o kordon boyunca tek bir lokanta dikkatinizi çekecektir, Menendi. Menendi yiyecek seçeneği fazla olan bir mekan değildir. Biraz yerel kulüp havasındadır. Kemik bir kitlesi vardır. Öyle ki buraya konuklar evlerinden kendi zeytinyağlılarını yapıp gelirler. Menendi’ye balık pişirmek, bilemediniz köfte pişirmek, içki servis etmek kalır. Son gidişimizde, saat 17:00 civarı haydi birer köfte yiyelim diye uğradık. Mekan bomboştu tabii o saatte. Ancak bizi karşılayan bey şaşılası bir tavırla “buralar müşterilerimize rezerve” dedi. Güneş altında bir masa gösterdi bize, canımız isterse diye. Gerçi biz de faturayı öpücükle değil, parayla ödeyecektik. Bu bizim müşteri yapmaya yetmiyormuş demek. Bu sanırım Menendi’den içeri son adım atışımızdır. Siz önünden geçerken tabii yine de şansınızı deneyin; belki o hafta fazla müşterileri olmamışsa, size vakit ayırabilirler. Bir köfteyle, bira sigara böreğiyle öğlen üstü atıştırmalıkla bastırabilirsiniz açlığınızı.

“Foça’dayız, geçelim ev yemeğini, köfteyi, pideyi; sen balıktan haber ver!” diyorsunuz, biliyorum. Eski Foça’da balıkçı kayıklarının dizi dizi bekleştiği Küçük Deniz limanında sıra sıra pek çok balık lokantası vardır deniz kenarında. Bunların hemen hepsi genelde kalabalıktır. Yöre balıkçı beldesi olunca, muhtemelen hepsinde de balık tazedir. Ancak çok azının kapısında fiyat listesi vardır. Bunlardan herhangi birini tercih etmek isterseniz, menü görmeyi talep etmelisiniz.


Biz Bingörler’se balık yemek için henüz bu lokantaların hiçbirinde oturmadık. Yalan olmasın, ilk gittiğimiz sene bir tanesinde bir öğlen yemek yemiştik; ama ne tekrar gitmeye değer lezzetleri vardı ne de bir sonraki sene işletmecisi aynı kalabildi. Bizim balık yemek istediğimizde gittiğimiz tek lokanta vardır, o da Sadık Usta’nın Fokai Balık Restoran’ı… Aslında son iki senedir yalnızca balık için de değil, ev bile tutmuş olsak, akşam yemeği için uğradığımız bir yer haline geldi. Balık lokantası olmasına karşın gayet başarılı bonfile ve köfte de bulabilirsiniz burada. Daha detaylı bilgi için mutlaka şu yazımı okuyun. Yine de seçiminizi kendi beğeni kriterlerinize göre yapmanız sizi en mutlu edecek olan şeydir şüphesiz.

 

Gelelim içme konusuna…

 

Küçük Deniz’de balık lokantalarının aralarında barlar mevcuttur. Bunların hemen hepsinde akşamları canlı müzik olur. İçlerinden Baykuş, bizim bir şeyler içmek ve müzik dinlemek için gittiğimiz yer. Baykuş’un sahibi, eskiden Küçük Deniz’deki ikinci lokantanın Mavi Rıhtım’ın sahibi Süleyman’dır. Mavi Rıhtım’ı kapatmadan önce Baykuş’u açmıştı. Her iki yere yetişmek güç olunca seçimini Baykuş’tan yana yaptı. Gerçi o şahane manzarası ile Mavi Rıhtım sevdiğimiz bir yerdi, açık kalmasını tercih ederdik. Baykuş’ta atıştırmalık şeyler de bulabilirsiniz, ancak yine de sadece içki içmek için tavsiye ederim. Bir de Süleyman ve Sertaç’ın şarkılarını dinlemek keyiflidir.


Baykuş’tan az ileride, gezi teknelerine varmadan bir de Miço adlı bir bar var. Burada da hoş müzik yapılır. İki ortaklı Miço’nun sahiplerinden Pınar hanım gece gündüz işletmesinin başındadır. Küçük, samimi bir ortamı var. Gündüz de kafe tarzında servis veriyorlar. İkinci bir seçenek olarak Miço’yu önerebilirim rahatlıkla.

Alkollü içecekli gece mekanları dışında, çay kahve içmek, belki kahvaltılık bir şeyler atıştırmak için önereceğim tek yer eski Neco’nun Yeri’dir. Neco, Foça’nın eskilerinden. Ancak işletmesini Tuğba hanıma devretmiş. Tuğba, sebatkar, çalışkan bir kadın. Kimse söylemese işletmenin sahibi olduğunu anlamazsınız. Servise de bakar, ortalığı da düzenler. İşinin başındadır ve hep güleryüzlüdür. Çalışanlar da keza aynı ayarda güleryüzlülerdir. Hizmetleri oldukça hızlıdır. Sabah çayı şahanedir; akşam için aynı şeyi söyleyemem şimdilik, ancak çalışıyorlar, sabah çayı gibi güzel çayları olacağına söz verdiler akşamları da… Kahvenin köpüğü yerinde, yanında lokumuyla tatminkardır. Yazın gece gündüz genelde kalabalık oluyor, ancak sabah erkence saatlerde çok keyiflidir. Ayrıca akşamları bira vb şeyler içmek için de hoş bir alternatif…

 

Alış-veriş:

 

Gıda alışverişi özellikle ev kiralamışsanız önemli bir konu. Ancak otelde konaklayanların da çeşitli ihtiyaçları olabilir. Bu nedenle bu konu da aslında herkesi ilgilendiriyor.

 

Merkezde bir Tansaş bulunmakta. Orta ölçekte. Çoğu ihtiyacınızı bulursunuz. Ancak Foçalılar daha çok Pehlivanoğlu’ndan alışveriş ederler. Bu marketin kasap bölümü oldukça başarılı. Fakat örneğin antrikot almak istediğinizde ince kesmeleri için uyarmalısınız, yoksa biftek kalınlığında antrikot verebilirler.

Şarküteri ürünleri için önerebileceğim yer, tam meydanda, belediye binasının altındaki Cansu Şarküteri’dir. Oldukça lezzetli Bergama tulum peyniri bulabilirsiniz burada. Zeytinleri fena değildir. İnce kesim füme hindi bulursanız deneyin derim. Sahibi de güleryüzlü, efendi bir esnaftır.

 

Eğer ev kiralayacaksanız varış gününüzü Pazartesi ya da Salı olarak belirlemenizde fayda var. Çünkü Salı günleri Foça’nın pazarı kurulur. Oldukça fazla sayıda tezgahta civar köylerden ya da Menemen’den üreticilerin ürünlerini sattıklarını göreceksiniz. Gıda yönünden keyifli bir pazardır. Foça’nın “kutsal Salı”sıdır. Otelde konaklıyorsanız dahi, mevsimin meyvelerinden ya da örneğin hıyar, yabani semizotu gibi nimetlerinden faydalanmamak olmaz.

 

Foça’da Pazar günleri kurulan bir özel pazar daha vardır ki burası şimdilik Türkiye’nin ilk ve tek Slow Food kökenli Earth Market/Yeryüzü Pazarı’dır. Slow Food Foça Zeytindalı birliğinin ve başkanları Gül Girişmen’in çabalarıyla iki-üç sene önce kurulan ve ayakta kalan bu pazar, sadece yerel üreticinin satış yapabildiği, doğal üretim süreçlerine öncelik veren, Slow Food felsefesini takip eden bir pazardır. Marsilya Meydanı diye bilinen meydanda, Öğretmenevi’nin hemen arkasında kurulur. Pas geçilmemeli… Özellikle bu pazarda satış yapan Ramazan beyin balını mutlaka tatmalı, bir kavanoz olsun almalısınız derim.

Foça’da simit alabileceğiniz iki yer var. Bir tanesi Çarşı girişinde PTT’nin yanındaki fırın. Ancak burası pek de müşteriye hürmet eden bir fırın değildir. Her zaman simit bulamayabilirsiniz de… Özellikle sabahları riskli… Onun yine Foça Simit Fırını’nı tercih etmenizi öneririm. Küçük bir fırındır burası. Hemen belediyenin arkasında kalan sokakta yer alır. Çarşı Lokantası’nın sırasındadır. Sabahları arı kovanı gibi işler. Sıcak sıcak simit, boyoz her daim tezgahtadır. Haşlanmış yumurta da bulabilirsiniz. Kurabiyeleri de tazedir. Örneğin buradan aldığınız sıcacık simitle Neco’da münasip bir masaya kurulup kahvaltı etmek çok keyiflidir.

 

Foça denince akla gelen en önemli yiyeceklerden biri de kuşkusuz dondurma. Dondurma satan pek çok tezgah, pastane görebilirsiniz. Yok derim, uğramayın. Çünkü Foça’da dondurmanın en iyi adresi yine Küçük Deniz Sahili’nde yer alıyor. Nazmi Usta’nın Girit usulü dondurması! Küçücük bir dükkanın küçücük bir penceresinden satış yapar. Yazın ve haftasonları önündeki kuyruğa bakarak lezzet konusunda küçük bir fikir edinebilirsiniz. Aldırmayın, en uzun kuyrukta kalma süreniz yarım saati geçmeyecektir. Lezzetse buna değer. “Kuyruk bekleyemem” derseniz, dükkan sabah 10-10.30 arası açılıyor, bir kez deneyin. Sonra o kuyruğu gözünüz görmeyecektir. Nazmi Usta’nın dondurması hakkında daha detaylı bir şeyler okumak için şu yazıma göz atmanızı önerebilirim.

 

Gıda alışverişi haricinde insan ihtiyacının önemli bir kalemi de sağlık ihtiyaçları. Foça’da az denemeyecek sayıda eczane var. Birkaç tanesini denedik; ancak dört yıldır uğradığımız tek eczane Talatpaşa Eczanesi oldu. Eczacı Mete bey hem yardımsever hem de çok içten ve güleryüzlü. Yardımcısı da çok tatlı bir hanımdır. Hastanede hangi doktora gitmeniz gerekeceği konusunda da size kılavuzluk edebilirler. İhtiyacınız olmamasını dilerim, ancak bu tür bilgiler, önemli bilgiler her zaman. Talatpaşa Eczanesi 210. Sokak’ta yer alır ki bu sokak tam Öğretmenevi’nden çarşıya uzanan sokaktır. Çarşı Lokantası ve Foça Simit, bu sokağın devamındadır.

Deniz ve Tekne:

 

Foça’nın denizi, Ege’nin kuzeyinde sıralanan tüm beldelerdeki gibi serindir ve gerçekten temizdir. Mavi bayraklı birkaç plajı var ama genel olarak da zaten temizdir deniz.


Kıyı boyu pek çok koy var. Bu koyların kimileri sakin ve bakir, kimilerinde ise çeşitli tesisler mevcut. Yörede en sık adını duyacağınız plaj Hanedan olacaktır. Tavsiye etmem. Bölge genelde çok rüzgarlı, deniz epeyce dalgalı oluyor bu koyda. Ancak tavsiye etmeyişimin birincil nedeni bu değil. Bu plaj ne yazık ki pek temiz bir işletmeye sahip değil. Deniz temiz, mavi bayraklı; ancak şezlongların sıralandığı plaj alanı çok bakımsız. Çalışanlar da hizmette isteksiz. Kabinler çok bakımsız ve pisçe. O nedenle diğer plajlarda şansınızı denemenizi tavsiye edebilirim. Gençler için daha uygun olan Şamata, Mambo, Polen bunlardan birkaçı. Hepsinin giriş ücreti aşağı yukarı aynıdır. (2014 yazı için kişi başı 10-15 TL arasındadır.) 

Plajlar genelde çakıldır. Kumluk alan sınırlı Foça’da. Küçük Deniz Sahili’nde örneğin ücret ödemeden denize girebileceğiniz ve kumluk kıyı var. Ancak burası gerçekten bakımsız. Deniz temiz olsa da kumsal çer çöp dolu olabiliyor. Ayrıca öğlen vaktinde ve haftasonları çok kalabalık oluyor. O nedenle ücretli plajları ya da aracınız varsa diğer koyları denemenizi tavsiye ederim. Örneğin Eski Foça ile Yeni Foça arasında sıralanan çok sayıda bakir koy arasında, tanınan işletmeli bir yer Sazlıca Plajı’dır. Aracımız olmadığı için biz buraya gidemedik, ancak manzarası oldukça davetkar… Kumluk plaj arıyorsanız, çocuklar için uygun olan bir tesis var. Köy Hizmetleri’ne ait olan bu tesis İngiliz yelken sörfü kulübü Neilson ile aynı koyda yer alıyor. Ancak kendi bünyesi çalışanları dışındaki konukları içeri almakta seçici davranıyorlar. Aileler için genelde sorun olmuyor. Ancak bazı dönemlerde bir-iki günlüğüne temizlik için kapalı olabiliyorlar on günde bir. O nedenle önceden haberleşilmesi gereken bir yer burası.

Foça’da denize girmek için benim en sevdiğim seçenek tekne turlarıdır. Teknelerin hemen hepsi aynı rotayı izler. Civar adaları ve Siren Kayalıkları’nı gezerler ve belirli koylarda mola verirler. Hepsinin kalitesi üç aşağı beş yukarı aynı. Sundukları öğlen yemekleri bile aynıdır neredeyse. Bu seneye kadar tercih ettiğimiz tek bir tekne vardı. Müşterisini seçen, paradan önce seyir keyfine önem veren bir tekneydi. Ancak son gidişimizde işlerin biraz değiştiğini gözlemledik. Gerek kaptan gerek çalışanları üzerinde hava değişmiş, gerilim başlamış. Kısa vadeli kazanç öne çıkınca kalite değişiyor tabii. O nedenle size “şu tekneyi seçin” diyemiyorum şu an. Gözünüze kestirdiğiniz, temiz görünen bir tekneyi seçebilirsiniz. Ne olursa olsun Siren Kayalıkları’nı bir kez görmeniz gerekiyor çünkü… Ancak kısa zaman sonra tekne konusunda da bilgi ekleyebileceğim. Büyük Deniz Limanı’nda gözüme kestirdiğim birkaç güzel tekne var. Onlardan birini bu Eylül’deki tatilimizde deneyeceğim. Bildirimde bulunurum yeniden…


Civarda Neler Var?


“Civar” ölçeği bir aracınız olup olmamasına göre değişir. Aracınız varsa, örneğin Bergama’daki Pergamon Antik Kenti Foça’ya çok yakın. Biraz daha yolu göze alırsanız Aigai Harabeleri’ni de görebilirsiniz. Ya da Aliağa tarafında, rafinerilerin arasına sıkışıp kalmış Kyme Antik Kenti’ni görmeye gidebilirsiniz.

Yeni Foça’yı gezmeye gidebilirsiniz. Yeni Foça bizim çok sevdiğimiz bir yer değil, ancak oranın müdavimleri de çoktur. Yeni Foça’ya gitmek için sahil yolunu kullanabileceğiniz gibi iç kısımdan, köylerin arasından da gidebilirsiniz. Bu köylerden biri Yeni Bağarası’dır. İnternet taramasında burada bir gözlemecinin bahsi geçtiğini göreceksiniz mutlaka. Emine Bacı (Hemen yukarıdaki fotoğrafta görüyorsunuz kendisini) … Emine Bacı’nın yaptığı şeylere gözleme demek yanlış olur. Eni konu börek yapar. Ancak ünü artan çoğu küçük işletme gibi burası da zaman içinde lezzet kalitesini kaybeden yerlerden. Emine Bacı o gün dükkanında değilse, yiyeceklerin lezzeti epey düşer. Laf aramızda burası salaş kavramını çok yanlış yorumlamış bir yer aynı zamanda. Hani duyar da giderseniz, gördüğünüze şaşırmayın diye peşin peşin söyleyeyim. “Gözleme neticede, ateşte pişiyor” deyip, bir deneyebilirsiniz. Yöresel bir etkinlik olmuş olur…

 

İnternet taramasında bir de Kozbeyli Köyü’ne ve buranın meşhur dibek kahvesine rastlayacaksınız. Kozbeyli, denizden yükseğe kurulmuş eski bir Rum, sonrasında da Selçuklu köyüdür. Kemal Anadol’un romanına konu olmasının dışında, restore edilmeyi bekleyen harap durumdaki taş evleri ve birkaç restore edilmiş evi görmek mümkün. Dibek kahvesi evet meşhurdur; ancak burası da Emine Bacı gibi salaşın birkaç gömlek altında bir durumda. Kimse ağzını açıp da uyarıda bulunmuyor diye düşündüğüm için artık bu kadar açık yazıyorum. Salaş olacağım derken düzeni ve temizliği elden kaçırmamak gerek… Dibek kahvesi içmek için Foça’da Neco’nun Yeri’nin hemen yakınındaki o minicik kahve ocağını deneyebilirsiniz aslında. Foça’da Mehmet’in Dibek Kahvesi diye bilinir…

Aracınız olsun ya da olmasın, Foça’da uzun zaman geçirecekseniz gitmeniz gereken bir diğer yer ise Sasalı Doğal Yaşam Parkı’dır. Çok geniş bir botanik alan içerisine kurulu bu doğal yaşam parkında bulunan hayvanlar, oldukça geniş alanda ve kafessiz muhafaza ediliyor. Hem çocuklar hem yetişkinler için gezmesi keyif veren bir yer. Aracınız yoksa Foça otogarından kalkan Eshot otobüsüyle Hatundere tren istasyonuna gitmelisiniz önce. Buradan Cumaovası yönüne giden trene binip, Çiğli’de inmelisiniz. Çiğli’de inip, otobüs aktarma noktasına, caddenin sağına doğru yürüdüğünüzde, Sasalı Doğal Yaşam Parkı’na giden Eshot otobüsünü göreceksiniz. Bu parka ilişkin yazıyı yakında Karafakiden’e yazacağım. Ancak o güne dek daha detaylı bilgi için parkın resmi web sayfasını inceleyebilirsiniz. 

 

Eğer Foça’ya ziyaretinizi Haziran-Eylül ayları arasında yapacaksanız, TurYol’un bu aylar içinde düzenlediği Karaburun seferlerinden faydalanarak günübirlik bir Karaburun gezisine çıkabilirsiniz. Sabah gidiş, akşam dönüş olmak üzere haftada dört beş gün Foça’dan Karaburun ve Mordoğan’a sefer düzenleniyor. Foça’dan Karaburun’a gidiş tekneyle bir saat sürüyor. Karaburun’a karadan ulaşımın oldukça virajlı olduğu düşünülürse, Foça’da tatil yaparken farklı bir yer görmek için bu tekne seyahati bir fırsat olabilir. Karaburun’a yaptığımız günlük gezimize ilişkin notları bir sonraki yazıda aktaracağım.

Son olarak, Foça’nın içinde ve çok yakınındaki görülecek tarihi ve arkeolojik noktaların listesi için Nurdan Tezgin'in şu yazısını okuyabilirsiniz.

 

Foça’ya ve Foça’da Ulaşım:

 

Foça’ya ulaşımda aktarabileceğim bilgi elbette uçakla ulaşımla sınırlı. Adanan Menderes Hava Limanı’ndan Foça’ya ulaşım gerçekten çok kolay. Hava limanının çıkışında, işaretleri takip ederek İzban Tren İstasyonu’na ulaşıyorsunuz. Yaklaşık on beş dakika aralıklarla Aliağa yönüne giden trenler var. Ancak bu trenlerden bir kısmı Menemen’e kadar gidiyor. Bu trene binerseniz Menemen’de inip, sonraki treni beklemeniz gerekir. O nedenle biz Aliağa’ya direkt giden tren seferlerini tercih ediyoruz. Yaklaşık 1 saat 15 dakikalık bir yolculuk sonrasında Hatundere İstasyonu’nda inmeniz gerekiyor. Bu istasyonda indiğinizde hemen karşınızda 744 no’lu Eshot otobüsünü göreceksiniz. Bu otobüse binip, 25-30 dk'lık bir yolculuk sonrası Eski Foça’ya ulaşacaksınız.

Eğer otobüsle İzmir’e gelmişseniz, otogardan kalkan Eski Foça midibüsleri var. Bu minibüslerle yolculuk süresi biraz kestirilemez durumda. Yolcu yoğunluğuna göre oldukça yavaş ilerleyip, yoldan müşteri toplayabiliyorlar. Gerçekten sıkıntı verici olabiliyor. Onun yerine otogardan bir biçimde İzban’a ulaşmayı deneyebilirsiniz.

 

Hava limanından taksi ya da transfer aracıyla Foça’ya gelmek de 150-180 TL arası bir faturayla sonuçlanabilir. Çok fazla yükünüz yoksa İzban’ı kullanmak en ekonomik ve pratik seçenek olacaktır.

 

Foça içerisinde aslında merkezde her yer yürüme mesafesinde. Birinci Mersinaki’deki yakın kıyılara dahi 15-20 dklık yürüyüşlerle ulaşabilirsiniz. Ancak ev kiralamışsanız ve merkezde değilseniz taksiye ihtiyaç duyabilirsiniz. Otogarın yanında taksi durağı vardır. Buradaki taksiler hem durak çağrısıyla çalışıyor hem de alışılanın dışında hepsinin kendine has çağrı alma şansları var. Bu nedenle hepsinin kendine ait bilgi kartları var. Bunlardan birkaçını edinebilirsiniz, çağırmanız gerektiğinde kullanmak için. 

Taksi seçeneğinin dışında şehir içi minibüsler de söz konusu. Bunların bir bölümü Eski Foça dahilindeki koylar, plajlarla merkez arasında gidip gelir. Bir kısmı ise Yeni Foça’ya ulaşımda kullanılan minibüslerdir. Bu minibüsler de yine otogarın tam karşısında toplanırlar. Örneğin minibüsle Köy Hizmetleri plajına ulaşım kişi başı 2 TL’dir. Eğer dört kişilik bir aile iseniz minibüs yerine taksi tercih etmek daha yerinde olacaktır. 10 TL civarı bir ücret ödersiniz aynı mesafeye taksiyle ulaşmak için.

 

Özetle Foça’da nerelere gittiğimizi, kimlerden alışverişi tercih ettiğimizi ve neden tercih ettiğimizi detaylıca anlatmış bulunuyorum sizlere. Başta da belirttiğim gibi aslında her seçim, beklentilerimizle, tatil ya da gezi anlayışımızla ve hepsi de hayata bakışımızla ilintilidir. Tüm anlattıklarımı kendi yaşam ve beğeni süzgecinizden geçirerek değerlendireceğinizi biliyorum. Eğer yazılarımdan tanıdığınız kadarıyla kafalarımızın uyuştuğuna inanıyorsanız, bahsettiğim yerlere gitmekten, buralardan alışveriş etmekten memnun kalacağınızı düşünüyorum. Tabii tüm söylediklerim yakın zaman için geçerli. Ne yazık ki ülkemizde çok uzun seneler kalitede istikrarı koruyan yer sayısı çok sınırlı. 

 

Bir uyarıda daha bulunmam gerekiyor: Foça uzun zamandır aynı yerel idari kadro tarafından idare ediliyor. Ne yazık ki bu biraz atalet yüklemiş beldeye. Temizlik hizmetlerini bu sene oldukça yavaşlamış gördük. Belki yaz ortası sezon kalabalığının da etkisi vardı. Ancak ne olursa olsun çok daha temiz olmalı sokaklar. Ayrıca kaldırımlar ya araç işgali altında ya da örneğin terlik satan dükkanların dizdikleri kutu kutu terlikle işgal edilmiş durumda. Bunu konuyla ilgili acil önlem alması gerekiyor Foça Belediyesi’nin. Aslında temiz, düzenli ve belirli bir disiplini olan bir belde yaratmak ellerinde. Biraz cesaretle kuralları uygulamakta kararlı olmak yeterli olacaktır.

 

Şimdilik hepsi bu kadar… Belki son bir not düşebilirim:

Yaz tatili, çalışan aileler için kısıtlı zamanlarda yaşanan molalar. “Ben keyif için geziyorum, bir yörenin tadını çıkartmayı tercih ederim” diyenlerdenseniz bizim gibi ve görece rahat bir takvime sahipseniz, Eski Foça’ya lütfen Mayıs ayında ya da Haziran başında, Ağustos sonunda ve Eylül ayında gitmeyi tercih edin. Foça’nın o huzurla eş anlamlı havasını ancak o dönemler yaşayabilirsiniz, unutmayın…

 

 

Ege
İzmir
Eski Foça
oteller
lokantalar
alışveriş
« Önceki
 
Sonraki »
Yazı albümü
Yorumlar
Fatoş 13.08.2014 00:02
Bir solukta okudum yazdıklarını. Zaten epey gecikmiş bir yazıydı. Ben geçen sene bana yazdıklarını kendime rehber edip dolaşmıştım oralarda :-)
Şu Lola da kalmayı bende çoook istiyorum ama sanırım epey beklememiz gerekecek çocukları büyütmek için.
Yemek konusunda -özellikle bir vejetaryen olarak ekleyebileceğim- mutlaka Lavinya da bir akşam yemek yeyin demek olacak. Aydın Bey bayılıyor yemek yapmaya ve bunu bir sanat gibi sunuyor. Ama o keyfi yaşamak içinde bir gün önceden haber vermek gerekiyor. Geçen sene biz bir akşam yemeğine 70 tl ödemiştim ve fazlasıyla doyurucu ve bir o kadar da lezzetliydi. Kahvaltıları da aynen öyle. Geçen yıl otel müşterisine 10, dışarıya 15 di yanlış hatırlamıyorsam.
Tekne turu yapamamıştık ama. Bir daha ki sefere inş. Diğer yazılarını da merakla bekliyorum :-)
Banu Bingör 13.08.2014 00:10
Fatoş ~ Evet Lola'da kalmak için bizim altı, sizin beş seneniz var nereden baksan :)))
Bu yazıda Taş Köy'den bahsetmedim; çünkü öğrendiğime göre Hakan Barçın buradan ayrılmış. Merkezdeki Zeytin Home'nin yirmi gün boyunca bir teneke yağ bulundurmaması da beni şüpheye düşürdü. O nedenle önermekte tereddütlüyüm artık...
Aydın bey ve Lavinya için yazdıkların herkesin işine yarayacaktır; çok teşekkürler.
Bu hafta diğer yazılar için zor, ancak sanırım haftaya birer birer gelirler :)
Pinarbk 13.08.2014 09:38
Uzun uzun yazmak isterim bu güzel yazıya yorum olarak amma şimdilik bir kısa notla idare edivereyim:) diyeceğim şu ki, bunca emeğe, reklam almalısın artık...
Banu Bingör 13.08.2014 09:41
Pınar ~ Cicim hahaha! Açıkçası geçen sonbahar, birkaç "reklam verebilir miyiz?" teklifi oldu, ama çok mu demir leblebi gördüler bizi bilemiyorum, sesleri çıkmadı bir daha :)
Ömer Torun 13.08.2014 13:51
Yorum ve değerlendirmeleriniz için teşekkür ederiz. Bir daha ki Foça ziyaretinizde sizleri Foça Zangocevi'nde de görmek isteriz.
Selamlar,
Banu Bingör 13.08.2014 19:54
Ömer Torun ~ Merhabalar,

Foça Zangoçevi'ni canlandırma aşamalarınızı, arkadaşımız Nurdan Tezgin'den uzun uzun takip etmiştik. Harika bir iş çıktı sonunda, fotoğraflardan görebildiğimiz kadarıyla. Eylül ayında Foça'ya bir haftalığına tekrar geleceğiz. Ziyaret ederiz elbet sizleri de...

Tüm Foça'ya bizden de selamlar...
özlem 10.09.2014 12:01
eski bir foça aşığı olarak yazınızı bir solukta okudum. ellerinize sağlık. bu sene bir foça gezisi planlamıştık ama ne yazıkki ufaklık hasta olunca iptal etmek zorunda kaldık.
bu güzel yazı sonrası mutlaka diyorum.
sevgiler
Banu Bingör 10.09.2014 12:08
Özlem ~ Merhaba,

Aman miniklerimiz sağlıklı olsunlar da her zaman gezeriz :) Umarım şimdi hepiniz iyisinizdir. Eğer imkanınız varsa, aslında Eylül ve Ekim de Foça'da gezmek için ideal iki ay... Ekim'de deniz şansınız pek olmayabilir, ancak gezi için keyifli dönem bence...

Benden de sevgiler...
Alp 23.03.2015 12:30
Bence Türkiye\'nin en bakir en doğal ilçesi Foça aman öyle de kalsın gerçi ben gitmeyeli 8 sene oldu belki de çok değişmiştir bilemedim şimdi :)
Banu Bingör 23.03.2015 12:36
Alp ~ Selam! Ben en fazla 2009'dan bu tarafa 'değişmezlik' garantisi verebilirim. Ama sanıyorum Feridun yaklaşık on sene öncesinden tanıyor Foça'yı. Sanırım 'hiç değişmedi' diyebilir o... Bence bir gidin bu sene :)
Banu Bingör 22.05.2015 10:14
Bu yazıda Karaburun'dan ve Sasalı Doğal Yaşam Parkı'ndan söz edeceğimden söz etmişim ve bir de bahsini açmamışım. Ne ayıp!
Tuncer 02.08.2015 17:37
gidiyoruuuum. 20 sene sonra Eski Foça'ya. Tavsiylerinizi dikkate alarak tekrar Eski Foçayı soluklayacağım...
teşekkürler bu güzel yazılar, tanıtımlar için
Tuncer
Side, Manavgat
Banu Bingör 02.08.2015 22:10
Tuncer ~ 20 sene önceki Foça'yı anımsıyorsanız şimdi göreceklerinizle karşılaştırmanızı duymak isteriz :) Şimdiden iyi seyahatler size. Side'ye selamlar.
Feridun Bingör 05.08.2015 18:05
Tuncer beyle 2.Ağustos'ta Side - İstanbul hattında yazıştıktan sonra, 3 Ağustos'ta Eski Foça'da akşam Fokai Restaurant'da yan yana masalarda yemek yemek de ayrı bir hoşluk oldu :)
mustafa bedir 06.10.2015 15:09
Eski Foça'da bi kaç günümüzü geçirdik bu yaz. Mükemmel anlar yaşadık. Hem denizi güzel hem de dağları güzel. Ben çok beğendim kesinlikle tavsiye ederim.
Hotel Grand Amphora 01.08.2016 00:43
Bir dahaki foça gezinizde sizleri Grand Amphora Hotel'de misafir etmek bizleri memnun edecektir
Banu Bingör 01.08.2016 00:57
Hotel Grand Amphora ~ Merhabalar :)

Biz uzun senelerdir, eğer ev kiralamayacaksak Grand Amphora'da kalırız zaten. Eski sahibi Halil beyle dostluğumuz vardır. Sağolsunlar her gelişimizde çok iyi ağırlamışlardır bizi. Focantique'nin işletmesini de devralınca çok mutlu olmuştuk. Fakat tüm otellerini devretmiş.

Hatta beş altı gün önce Grand Amphora'yı aradık, Ağustos ayı için fiyat almak üzere... Ancak resepsiyondan Ağustos fiyatını öğrenebilmek için çok uzun süre uğraşmamız gerekti :))))

Şimdi Karacam'ı mı denesek, yoksa denize ve Nazmi Usta'ya daha yakın olalım diye yine Grand Amphora'ya mı gitsek diye karar verme aşamasındayız :)
Yorum Bırakabilirsiniz...
Bu yazıya yapılan yorumları e-postama gönder...
Yeni yazı eklendiğinde haber ver...
* yazı ( 174 )
* gezi ( 50 )
* şehrim İstanbul ( 12 )
* yemek ( 47 )
* bizim Ege ( 5 )
YÜCEL TÜKENMEZ
Sıradanlığa Teslim Olan Foça
ÇOK DOĞRU .AZ BİLE YAZMIŞSINIZ BUNLAR İYİ GÜNLERİMİZ .....
Banu Bingör
Zeugma Mozaik Müzesi
Rota Senin ~ Modern Türkiye'ye yakışan, ince işlenmiş bir müze. Kaç sene geçti, hala özlediğim, gidip yeniden görmek istediğim bir müze... Ne yazık ki ülkenin başındaki felaketler modern Türkiye'ye yakışmayan cinsten. Düze çıkacağız bir gün umarım. (...)
Rota Senin
Zeugma Mozaik Müzesi
Gaziantep'i ziyaret ettiyseniz ilk iş buraya gelip tarihin tadını çıkarmak olmalı.
Feridun Bingör
Foça Balıkçı İbo Demek
Ben Foça'yı Türkiye Cumhuriyeti dahilinde bir kasaba zannederdim. Meğer MUZ Cumhuriyetindeymiş.. Bu kasabanın atanmış ve seçilmiş kanun koruyucuları ne iş yapar. Yoksa her canı isteyen, canının istediğini yapabilecekleri bir belde mi orası? Bu işi Türkiye gündemine taşımamız lazım. (...)
Banu Bingör
Foça Balıkçı İbo Demek
Foça Küçük Deniz'de kimin yaşayıp yaşayamayacağına su ürünleri kooperatifi mi karar veriyor? Bir balıkçı teknesinin başında değilken, alıp teknesini götürmek çok mu normal bir şey? "Yerel yönetimle ilgisi yok, biz yaptık" demişler bir de. Bu yerel yönetimi temize çıkartmaya yetmez. Beldesindeki vatandaşın barınma hakkı, malının emniyeti çiğnenmiş. Yoksa "ağalık" sistemi mi geldi Foça'ya? Bir de "Foçalılar tamam da dışarıdan gelen işte Foça balı (...)
Banu Bingör
Sadık Usta ve Fokai Balık Restoran
Pınar ~ Merhaba... Öncelikle burası bir meyhane değil. İçki de içilebilen bir balık lokantası. Gitmeyi bırakmadığımız nadir restoranlardandır Fokai. Aracı sitelere bakmak yerine, bence açın telefonu, kendilerine sorun fiyatlarını :) (...)
101 Cookbooks
Apt. 2B Baking Co.
Beste'nin Naneleri
Cafe Fernando
Canım İstanbul
David Lebovitz
Evin Delisi
Food Politics
Garova Günlüğü
Istanbul Istanbul Olalı
Mutfaklara Şenlik
Mutfakta Zen
My Little Expat Kitchen
Smitten Kitchen
Şarap Oburu