yazı
gezi
şehrim İstanbul
yemek
bizim Ege
Zeugma Mozaik Müzesi
30-03-2012
 
gezi
 - kıyı bucak

Antep gezimizi anlattığım yazılara uzunca bir ara verdiğimi farkettim. Oysa daha anlatacak çok şey var. Aslında Antep’e giderken, bu gezide görmeyi en çok istediğim yerden söz etmenin vakti geldi sanırım: Zeugma Mozaik Müzesi. Basında epey ses getirmiş bir iş olmasının yanında, sergilediği eserler de benim için oldukça cazipti. Antep’te başka hiçbir şey olmasa, ama sadece bu müze olsa, yine mutlaka bu geziyi gerçekleştirmek isterdim. Ve doğrusu henüz restorasyonu sürenlerle birlikte neredeyse iki bin beş yüz metre karelik mozaik koleksiyonuna sahip, dünyanın bu en büyük mozaik müzesini görmeden Antep’ten dönen birisi, ne yediği kebapların hakkını verebilmiştir ne de baklavaların!

Müzeden bahsetmeden önce kısaca Zeugma’yı anlatmak istiyorum. Kurulduğu toprakların yerleşim tarihi neredeyse yedi yüz bin yıllık bir geçmişe dayanıyor. Kısaca anlatmak mümkün değil. Ancak özet bir bilgi vermek de gerekli. Tabii hiç bilmeyenler için… Konuyu bilenler ve konunun uzmanlarına çok hitap etmeyecektir yazacaklarım.

Zeugma antik kenti, Gaziantep’in Nizip ilçesinde, Belkıs köyü sınırları içerisinde Fırat Nehri’nin kıyısında bulunuyor. Bugünkü ölçekte yaklaşık yirmi bin dönümlük bir araziyi kaplıyor. Zeugma’nın Fırat’ın geçit veren en sığ bölgesinde kurulmuş olması, burayı askeri ve ticari bakımdan çok stratejik bir nokta haline getirmiş. Bu sebeple de tarihte uzun dönemler boyu değerini korumuş.

Zaman zaman farklı kültürlerin egemenliği altına giren Zeugma’nın ilk adı Seleukeia Euphrates’miş. Şehri ilk kuran ve ona bu ismi veren kişi Büyük İskender’in generallerinden I. Seleukos Nikator. Roma İmparatorluğu egemenliği altına girdiğinde ise bölge Zeugma adını almış. Zeugma, köprü, geçit anlamında… Seksen bin kişilik nüfusu ile dönemin Antakya ve İskenderiye’sinden biraz küçük, Atina ile aynı büyüklükte, Pompei ve Londinum’dan (bugünkü Londra) ise çok daha büyük bir şehir olmuş Zeugma.
Bu antik kentin tarihine ilişkin okuma yaptığımda başım döndü desem yeri. Fakat Zeugma’nın kendi tarihi kadar modern dönemde yaşadığı arkeolojik araştırma ve kazı tarihçesi de bir o kadar çetrefilli ve heyecan verici. 1930’lardan sonra farkedilen Zeugma’da kaçak kazılar 1955 senesinden itibaren yoğunlaşıyor. Gaziantep Müze Müdürlüğü ilk resmi kazılara 1987 senesinde başlıyor. 1992 senesinde yine bir kaçak kazı sonrasında “kazıcı-alıcı” arasındaki anlaşmazlık açığa çıkınca, resmi kazılar yeniden canlanıyor. Özellikle 1993-94 senelerinde Birecik Barajı inşaatı gündeme gelince Gaziantep Müzesi, kaçak kazı ihbarlarını beklemeden, kendi kazı çalışmalarını hızlandırıyor ve ilk kez yurt dışı desteği de yine bu senelerde geliyor.
Kaçakçılıkla mücadelemizde ilginç örneklerden biri yine Zeugma’da yaşanıyor. Mitolojide ünlü ölümsüz aşıklar Parthenope ve Metiox’u betimleyen mozaik 1993 senesindeki kazıda ortaya çıkartılıyor. Fakat bir iki eksik parça söz konusu: Parthenope ve Metiox figürleri! Yapılan araştırmalar ve köylülerin tanıklık ifadeleriyle, bu mozaik parçalarının ta 1964 senesinde çalındığı ortaya çıkıyor. Kayıp parçaların nerede olduğu araştırılırken, beklenmedik bir yerden ABD’nin Houston eyaletinden bir haber geliyor. Kanadalı mozaik uzmanı Sheila Campbell, Rice Üniversitesi Menil Collection’da sergilenen iki mozaiğin Türkiye’ye ait olabileceği bilgisini veriyor ve bu parçaların fotoğraflarını gönderiyor. Bahsi geçen müzenin bilim direktörü Bernard Davezac, 1997’de Gaziantep’e gelerek bizdeki parçayı inceliyor ve kendilerinde bulunan parçaların bu mozaikten olduğunu doğruluyor. “Sizdekini bize verin, restore edip, biraz sergileyip iade edelim” teklifini Türkiye neyse ki kabul etmiyor ve ısrarlı çalışma sonucu kayıp parçalar Gaziantep’e geri dönüyor.
 
Bu tür kaçak kazı maceraları ne yazık ki sayılamayacak kadar çok sanırım. Hatta kim bilir bilim heyetlerinin tespit edemediği ne çok meçhul kaçak vakaları vardır. Fakat hepsi bir yana yine Zeugma buluntularından bir kısmının 1998’de teşhirden çalınmış olduğunu öğrenmek en acı bilgi oldu benim için. Teşhirden eser çaldırtmak! Gözümün önünde gerçekleşse yine inanamazdım. Zahir gözünün önünde gerçekleşenler de benimle aynı ruh haline düşmüşler o vakit…
Bugün artık kurtarılmış Zeugma kalıntıları için endişe duymaya gerek yok. Çünkü sonunda harikulade bir müze yaratılmış Gaziantep’te. Zeugma Mozaik Müzesi, hiç abartmıyorum, yüz akı çalışmalardan biridir ülkemiz için. Gerek eserlerin sergilenişi, gerekse müze konsepti olarak Türkiye için ilk diyebiliyoruz sanırım. Günümüz teknolojisinden tam kıvamında faydalanılmış, ancak teknolojik bir ortam değil, binlerce yıl öncesinin Zeugma’sı atmosferi de yaratılmış müzede.
Görevliler çalıştıkları binanın ve içindekilerin bilincinde, saygılı, güler yüzlü ve yardımcılar. Müzeye giren konukları, hemen girişteki salona, Zeugma’ya ilişkin kısa tanıtım filmini izlemeye davet etmeyi ihmal etmiyorlar. Müze, alanı doğru ve eksiksiz gezebileceğiniz şekilde düzenlenmiş. Takip edeceğiniz rota, açıklamalı olarak tüm mekanda sizi yönlendiriyor. Kimi eserlerin eksik parçaları, projeksiyonla eserin içinde gösterilmiş. Bu hem bütünlüğü yakalamayı sağlıyor, hem de çalınmış parçalar konusunda belirli bir bilinç oluşmasına yardımcı oluyor. Çeşitli noktalara yerleştirilmiş interaktif bilgisayar panolar sayesinde müze ve içindekiler hakkında bilgi edinebiliyorsunuz.
Giriş kattan bir alttaki katı görme imkanına sahipsiniz. Bu alandaki çeşitli buluntular hemen dikkat çekiyor. İlki elbette tunçtan Mars heykeli. Sanırım müzenin her yerinden görülebilecek bir konuma yerleştirilmiş. Bir diğeri ise benzerini Efes’te görebileceğiniz açık tuvaletler. Binlerce yıl öncesinin şu kanalizasyon anlayışı açıkçası beni kendisine hayran bırakır hep!
Müzeye giren herkesin aklında, eminim ilkin meşhur Çingene Kızı (Gaia) mozaiği vardır. Tüm kompleksi merak ederek oraya gitmiş olmama rağmen, benim görmeyi sabırsızlıkla beklediğim parça o idi şüphesiz… Çingene Kızı mozaiği müzenin ikinci katında sergileniyor. Ama öyle çıplak halde, ortada değil… Labirentli, karanlık bir koridordan geçerek, meşhur mozaiğin sergilendiği odaya ulaşıyorsunuz. İçerideki ışıklandırma ve müzik, abartmıyorum, kusursuz! Memleketin neresinden kalıp buraya gelmiş olursanız olun, “iyi ki gelip, görmüşüm” diyeceğiniz kesin.
Çingene Kızı'nı ayrı bir odada sergilemekle kalmamışlar; ayrıca odaya girerken size bir güvenlik görevlisi de mutlaka eşlik ediyor. Abartılı mı dersiniz bu tutuma, bilemem, ama bize hiç rahatsız edici gelmedi doğrusu. Çingene Kızı'nı fotoğraflayıp, odadan ayrıldıktan sonra aklım başıma geldi. Bana eşlik eden görevliyi tekrar yanıma alıp, bir kez de video kaydı yapmak istedim. Asla gerçeğini görmek gibi olmaz, ancak kısa sürede gidip görme şansına sahip olmayanlar için, tadımlık görüntü burada:


Bu ikinci katın bir diğer sürprizi mozaikler üzerinde çalışan, restorasyon yapan uzmanları görme imkanı! Bu atölye ortamı, bana en az Çingene Kızı kadar büyüleyici geldi. Tarihi günümüzden neredeyse yedi yüz bin yıl öncesine dayanan bir coğrafyanın mirasına sahip Zeugma buluntularını, gizemli bir yapbozun parçalarını birleştirir gibi bir araya getiren, onlara yeniden can veren bu insanları izlemek, ürpertici derecede keyifli…

Belki çocukluk hayallerimi süsleyen arkeolog olma düşü, kurduğum cümleleri büyütüyordur. Bilemiyorum. Ancak aksini ispatlamak için gidip, görmeniz gerek. Açık gözle ve ön bilgiyle giden kimsenin oradan memnuniyetsizlikle ayrılabileceğine ihtimal vermiyorum. Bu kadar eminim!

 

Teşhirden eser çaldırttığımız günlerden, böylesi başarılı ve imrenilecek bir müze ortaya çıkarttığımız günlere, aslında pek de uzun olmayan bir sürede vardığımızı görmek mutluluk verici. Gaziantep’te böylesi bir yapı kuran ve kendi geçmişine sahip çıkmaya inanmış, az ya da çok emeği geçmiş herkese, ama herkese bir vatandaş olarak teşekkürü borç biliyorum. O borcu da bu yazıyla ödemiş farzetsinler beni… Geçmişi bilmeden, bugünü anlamak imkansızdır. Geçmişten kalanları korumadan, gündekinin kıymetini bilmenin imkansızlığı gibi…

 


Not: Yazının girişinde verdiğim tarihi, kronolojik ve kazılara ilişkin bilgiler, aşağıda linkini gördüğünüz iki siteden edindiğim bilgilerdir. Daha ayrıntılı okumalar için, ilgileniyorsanız, buraları da okumanızı tavsiye ederim.

zeugmaergec.com
zeugmaweb.com

 

Güneydoğu Anadolu
Gaziantep
antik kentler
müzeler
Zeugma
« Önceki
 
Sonraki »

Yorumlar
Aşçı Fok 30.03.2012 19:41
Özendim, gidip görmeli. Sağol Banu...
Banu Bingor 30.03.2012 21:55
Aşçı Fok ~ cuğum, mutlaka :) Bir şey değil :)
Gezen Gören Ti 14.05.2012 21:41
Kesinlikle gidilesi ve görülesi bir yer.
Özcan Pirmut 08.01.2013 19:23
MOZAİK MÜZESİNİ HERKESE TAVSİYE EDİYORUM.... BİR DE YANINDAKİ HALİL USTAYI
müzeyi gezdim. İnanılmaz,herkese çok çok tavsiye ederim... 2.yüzyıldan bu zamana kadar o mozaikler sanki yeni gibi duruyor. Hiç bozulmamış, harika, müzeyi düşünüp yapan ve eski tarihleri bizlere gösterenlere teşekkürler.
Banu Bingör 09.01.2013 11:21
Özcan Pirmut ~ Merhaba,

Dediğiniz gibi emeği geçenlerin hepsine teşekkürler. Görmeyenler, memleket üstünden soğuk hava kalkar kalkmaz, en geç Nisan'da yollara düşsünler :)
zeyneo 16.05.2013 19:12
gzl desem yrm okunmycak ama bilgiler yeterli değil
Banu Bingör 16.05.2013 19:46
zeyneo ~ Bir süre, yaklaşık beş dakika kadar, yazdığınızın ne olduğunu anlamaya çalıştım ve sanırım söktüm :) "gzl" "güzel" olsa gerek, "yrm"nin de "yorum" olduğunu var sayıyorum. Bilgiler yeterli değil derken, zahir Zeugma Mozaik Müzesi'ne ilişkin bilgileri yetersiz buldunuz. Ancak taktir edersiniz ki, belki de etmezsiniz, bilemem; bu yazı sadece bir gezi yazısı. Antik bir bölgeyle ilgili bilgi edinmek için kitaplar okumanızı ya da bilgi atarma iddiasında olan, işi bu olan websitelerini okumanızı tavsiye edebilirim sadece. İyi günler...
Rota Senin 25.10.2016 12:32
Gaziantep'i ziyaret ettiyseniz ilk iş buraya gelip tarihin tadını çıkarmak olmalı.
Banu Bingör 27.10.2016 10:15
Rota Senin ~ Modern Türkiye'ye yakışan, ince işlenmiş bir müze. Kaç sene geçti, hala özlediğim, gidip yeniden görmek istediğim bir müze... Ne yazık ki ülkenin başındaki felaketler modern Türkiye'ye yakışmayan cinsten. Düze çıkacağız bir gün umarım.
Yorum Bırakabilirsiniz...
Bu yazıya yapılan yorumları e-postama gönder...
Yeni yazı eklendiğinde haber ver...
* yazı ( 178 )
* gezi ( 50 )
* şehrim İstanbul ( 12 )
* yemek ( 47 )
* bizim Ege ( 5 )
Banu Bingör
Yaşamamayı Seçmek
Aşçı Fok ~ cuğum, Nurdancığım ne zarifsin :) Çok teşekkür ederim. Hep ama hep sevgiyle... :)
Aşçı Fok
Yaşamamayı Seçmek
Doğum gününü kutluyor, gönlünce yeni yaşlar diliyorum. Hep sevgiyle :)
YÜCEL TÜKENMEZ
Sıradanlığa Teslim Olan Foça
ÇOK DOĞRU .AZ BİLE YAZMIŞSINIZ BUNLAR İYİ GÜNLERİMİZ .....
Banu Bingör
Zeugma Mozaik Müzesi
Rota Senin ~ Modern Türkiye'ye yakışan, ince işlenmiş bir müze. Kaç sene geçti, hala özlediğim, gidip yeniden görmek istediğim bir müze... Ne yazık ki ülkenin başındaki felaketler modern Türkiye'ye yakışmayan cinsten. Düze çıkacağız bir gün umarım. (...)
Rota Senin
Zeugma Mozaik Müzesi
Gaziantep'i ziyaret ettiyseniz ilk iş buraya gelip tarihin tadını çıkarmak olmalı.
Feridun Bingör
Foça Balıkçı İbo Demek
Ben Foça'yı Türkiye Cumhuriyeti dahilinde bir kasaba zannederdim. Meğer MUZ Cumhuriyetindeymiş.. Bu kasabanın atanmış ve seçilmiş kanun koruyucuları ne iş yapar. Yoksa her canı isteyen, canının istediğini yapabilecekleri bir belde mi orası? Bu işi Türkiye gündemine taşımamız lazım. (...)
101 Cookbooks
Apt. 2B Baking Co.
Beste'nin Naneleri
Cafe Fernando
Canım İstanbul
David Lebovitz
Evin Delisi
Food Politics
Garova Günlüğü
Istanbul Istanbul Olalı
Mutfaklara Şenlik
Mutfakta Zen
My Little Expat Kitchen
Smitten Kitchen
Şarap Oburu